gitmek gitmek gitmek istiyorum.
biliyorum ki insan kendi firsatlarini kendisi yaratir. ah ama o kadar cok gitmek istiyordum ki firsat yaratmayi yaklasik 1.5 sene once biraktim. kendimi bir sinava bagladim ve o agir sinavla suya atladim. simdi cikamiyorum. gidemiyorum. gitmem buna bagli. niye boyle dusunuyorsam! bir anda aileme iki aci gercegi carpmak, onlara kaldirabileceklerinden fazlasini vermek olacakti. yabancilar bu konuda guzel bir soz de soylemisler: you have a full plate!
hayatta yapmak istedigim seyi biliyorum evet. yapmak istemediklerimi de. ancak insan hicbir zaman olumsuz seylere odaklanmaz, hayatini "yapmak istemedikleri" uzerinden, "yasamak istemedigi sekilde olmasin" diye sekillendirmez. hep "yapmak istediklerine" gider akli. onlari hedefler. ancak yapmak istediklerin cok zordur. ne yazik ki artik devir sanayi devri oldugu icin insan bir makinedir ve ortacag'daki gibi kendini kalesine kapatip depresyona girecek luksu yoktur. her gun sabah 7.30'ta uyanip o ise gidilecek, o gorevler yapilacak, yoksa nasil para kazanasin, nasil topluma hayrin dokunsun?
su toplum ve hayir dokunma olayi da ayri bir cikmaz. kim dedi bizlere o kadar onemliyiz diye? kim dedi hayatimizin bir anlami var diye? sirf delirmemek icin boyle seylere inandiriyoruz kendimizi, biricik sanmaya ihtiyacimiz var diye surekli bir performans gostermeye zorluyoruz kendimizi. iyi bir insan, iyi bir evlat, iyi bir sevgili, iyi bir arkadas, iyi bir ebeveyn olmaya cabaliyoruz ama who cares? tam bu noktada aladag'dan serin babami anmazsam olmaz herhalde. hayatini hic kimsenin beklentilerini karsilamak adina zorlamamis, istedigi gibi yasamis bir insan. marjinal kesinlikle degil, ama rahat. ve ben, nam-i diger annemin kizi, surekli basarmasi gerektigine inanmis, cunku tum ailenin bakislari uzerindeyken kucuk kentten buyuk sehre okumaya gonderilmis ve basarmaliymis yani anlatabiliyor muyum? calismis, her seye calismis, hayatini calismakla gecirmis, yorulmus ama hep o takdiri almaya cabalamis.
eskiden annemin yolu babamdan daha erdemli gelirdi. bazi acilardan hala oyle ancak bir insanin baskalarinin onayini alma ihtiyaci duymadan bir hayat yasamasi herhalde buyuk bir ozgurluk olsa gerek. babam bunu basarmis.
ben basaramam cunku ben annemin kiziyim. benim onumde uzmanliklar, doktoralar, docentlik mucadelesi, kongreler, yayinlar olmali. tam su cumleleri yazarken aslinda ne kadar sacma seyleri hedefledigimi fark ediyorum. ben, bir kagit parcasi ya da akademik derece degilim ki. ben bunlarin otesinde, baskalarinin hayatina dokunabildigim, hayati algilayabildigim ve bir sekilde yarattigim surece benim.
derken aklima profesor hocalarim geliyor ve why not both diyorum. cunku ben maymun istahliyim. cunku icimde kalmasindan cok korkuyorum. pisman olmaktan..
iste bu yuzden daha da gitmek gitmek gitmek istiyorum. cunku gitmek, hangi sifatla gittigine bagli olmaksizin bir basari. ve gidip geri donen, gitmekten basli basina korkan tum insanlarin aksine ben gittigimde kendimi daha guvende hissettigimi biliyorum.
13.2.15
12.2.15
27.1.15
donmus bir golun uzerindeyim
akip giden tum zamanlarin aksine
ne ileri ne geri
kimildayabiliyorum
oracikta olmekten korkarken
gozlerim dolu dolu uzaklari izlerken
ayaklarima bakmaya cekiniyorum
hayatin basli basina
yitip gitmekten ibaret oldugunu anliyorum
tum eski arkadaslarim dusuyor aklima
eski sevgililerim
ailemin olen kismi
icimin olmus kismi
aklima sigmayip
yere dusuyorlar
tum kararlarimi dusunuyorum
hayatta savrulmalarimi
ya sola degil, saga savrulsaydim?
ya hic sapmasaydim yolumdan?
su an geldigim noktada
yine de olur muydum?
yine de uzuntuye sigindigimi soyler miydin?
yine de gozyaslarimi doker miydim?
karanligi bir ortu gibi ortup,
ruyalarima kacar miydim?
bir iyilik varsa
benden degil
bir yalan kokuyorsa
mutfaga sinmistir.
akip giden tum zamanlarin aksine
ne ileri ne geri
kimildayabiliyorum
oracikta olmekten korkarken
gozlerim dolu dolu uzaklari izlerken
ayaklarima bakmaya cekiniyorum
hayatin basli basina
yitip gitmekten ibaret oldugunu anliyorum
tum eski arkadaslarim dusuyor aklima
eski sevgililerim
ailemin olen kismi
icimin olmus kismi
aklima sigmayip
yere dusuyorlar
tum kararlarimi dusunuyorum
hayatta savrulmalarimi
ya sola degil, saga savrulsaydim?
ya hic sapmasaydim yolumdan?
su an geldigim noktada
yine de olur muydum?
yine de uzuntuye sigindigimi soyler miydin?
yine de gozyaslarimi doker miydim?
karanligi bir ortu gibi ortup,
ruyalarima kacar miydim?
bir iyilik varsa
benden degil
bir yalan kokuyorsa
mutfaga sinmistir.
22.12.14
8.12.14
2014, my old friend, not so bad.
Gotten a new piercing.
Dyed my hair.
Ended a relationship.
Started a new relationship.
Been on a long car journey.
Passed an exam.
Cried on someone’s shoulder.
Had a massive fight with a boyfriend/girlfriend.
Received flowers.
Had a Valentine.
Written a letter using pen and paper.
Gone to see a therapist.
Been prescribed medication by a doctor.
Read a really good book.
Gone to the zoo.
Spent too much money on unnecessary things.
Traveled by train.
Cried over someone.
Spent a day out in the sun getting a tan.
Slammed a door out of frustration
Had an anxiety/panic attack.
Had a BBQ.
Gone to the fair.
Gone bowling.
Seen a film at the cinema in 3D.
Gone on a date.
Helped someone home after they’d had too much to drink.
Stayed up all night.
Talked on the phone for over 2 hours.
Supported someone who’d received bad news.
Watched some kind of live sporting event.
Read an entire book in one day.
Bought a DVD the day it was released.
Eaten McDonald’s more than four times in a single week.
Cried as a result of exam stress.
Met some incredible new people.
Fallen backwards off a chair.
Broken my glasses.
Cried over someone in my past.
Spent hours aimlessly browsing the internet.
Thrown up.
Cried over a film.
Gone out of my way to avoid an ex-significant other.
Been in a relationship for a year or longer.
Dyed my hair.
Ended a relationship.
Started a new relationship.
Been on a long car journey.
Passed an exam.
Cried on someone’s shoulder.
Had a massive fight with a boyfriend/girlfriend.
Received flowers.
Had a Valentine.
Written a letter using pen and paper.
Gone to see a therapist.
Been prescribed medication by a doctor.
Read a really good book.
Gone to the zoo.
Spent too much money on unnecessary things.
Traveled by train.
Cried over someone.
Spent a day out in the sun getting a tan.
Slammed a door out of frustration
Had an anxiety/panic attack.
Had a BBQ.
Gone to the fair.
Gone bowling.
Seen a film at the cinema in 3D.
Gone on a date.
Helped someone home after they’d had too much to drink.
Stayed up all night.
Talked on the phone for over 2 hours.
Supported someone who’d received bad news.
Watched some kind of live sporting event.
Read an entire book in one day.
Bought a DVD the day it was released.
Eaten McDonald’s more than four times in a single week.
Cried as a result of exam stress.
Met some incredible new people.
Fallen backwards off a chair.
Broken my glasses.
Cried over someone in my past.
Spent hours aimlessly browsing the internet.
Thrown up.
Cried over a film.
Gone out of my way to avoid an ex-significant other.
Been in a relationship for a year or longer.
27.11.14
metric - monster hospital.mp3
ikibinondort yili biterken gunlerimi hayatim boyunca hic gecirmedigim kadar aktif ve doktor gibi hissederek geciriyorum. ilk defa bir ise yaradigimi bu denli gorup, ayni zamanda da caresiz durumlar karsisinda da aslinda hicbir onemim olmadigi tezatinin farkina variyorum. yoruluyorum, sonra uyuyorum, bazen uyuyamiyorum. kan, kan, bok, kan, idrar, kusmuk, kan daha fazla kan ortasindayim. bugunu sali saniyorken, bir de bakiyorum persembe olmus. haftasonu-haftaicinin onemi kalmadi. nobetciyim, degilim seklinde ayrilir gunler.
gelecek sene bugun nerede olacagim? 6 yil onceki bilinmezligime dustum tekrardan. belirsizligime. nasil da korkuyordum ve ufak hayallerim vardi. kendime inancim, her zamanki gibi yine yoktu. sonra ne oldu? kendi kendimi sasirttim. bu sefer de olabilir mi dersin?
sartlar onu zorladikca ve tough bir insan oldukca nasil da gogsu kabariyor insanin oyle? yoruldugu ve her tarafindan kanlar akittigini fark etmeksizin kosturmaya ne de bayiliyor bedenimiz.
gelecek sene bugun nerede olacagim? 6 yil onceki bilinmezligime dustum tekrardan. belirsizligime. nasil da korkuyordum ve ufak hayallerim vardi. kendime inancim, her zamanki gibi yine yoktu. sonra ne oldu? kendi kendimi sasirttim. bu sefer de olabilir mi dersin?
sartlar onu zorladikca ve tough bir insan oldukca nasil da gogsu kabariyor insanin oyle? yoruldugu ve her tarafindan kanlar akittigini fark etmeksizin kosturmaya ne de bayiliyor bedenimiz.
| #fromwhereistand |
16.10.14
12.10.14
tam olarak neden bu kadar takintiliyiz dogru olani yapmaya calismakla? dogru muyuz diye kontrol etmekte? dogruluk, ah o emin olma hali ve icimizin ferahligi.. bu vakte dek dogru olmayan pek cok yola sapip da su noktaya gelmisizdir oysa. o olmasaydi, su olmasaydi ile ne kadar geriye gidebilir ki insan?
2.9.14
24.7.14
canim nezihe meric'in soyledigi gibi olacak saniyordum. yirmiucumdeyken dunyaya ve bahara bakarak, genis bir gerinisle kollarimi acip: deli gibi asigim ama askimi itiraf edecek adam bulamiyorum diyecektim arkadaslarima. yeni bir hayalkirikligi atlatmis, kendime sarilip, yaralarimi sariyor olacaktim. sacimdaki mavi olmasa da aklimin bir kosesi hep mavi olacakti. oykulerimi toparlamis, belki kitabimi yazmis olacaktim. belki bir sergi acacaktim, belki gulumseyisin rengini bulacaktim. akillanacaktim, ahmaklasacaktim. inanacak ve hep bekleyecektim. oyle cok sey olacaktim ki aslinda hic de bir sey olmayacaktim. yirmiuc olacaktim sadece. uzakti, ama dusunmesi cok guzeldi.
simdi yirmiuc oldum. daha dogrusu yirmidorde adim attim.
deli gibi asigim evet ve askimi itiraf edebiliyorum. sevgimi sakinmadan, saklamadan, kendimi tum halimle ortaya koyabiliyorum. omzumu yasliyorum, gozyaslarimi siliyorum, ben onunla huzur buluyorum. karsilikli olarak sevilmenin bile zor bir ihtimal oldugu romantik hayatlarimizda, cok kiymetli bir sey bu. bunu animsadigim her an tekrar sukrediyorum. sacimdaki mavi yok ama gulumseyisimin renginde artik mavi. hala oykulerimi toparlayamadim evet ama gezdim, gordum, konustum, dinledim, sasirdim, gulumsedim, agladim, sevindim, kirildim, kirdim, alindim, kactim, kostum, sevdim.. hem de yanaklarimla sevdim. opmekten ziyade yanagimi yuzune dayayarak sevdim.
simdi yirmiuc oldum. o gelecek hic gelmeyecek saniyordum ama geldi. hem de ustumde hala ayni buyuk gokyuzu var: bulutlari, yildizlariyla, derin, goz alan bir gokyuzu. hep vardi ve olacak. ben onun icinde yasiyorum. o benim kabugum sanki.
simdi yirmiuc oldum. daha dogrusu yirmidorde adim attim.
deli gibi asigim evet ve askimi itiraf edebiliyorum. sevgimi sakinmadan, saklamadan, kendimi tum halimle ortaya koyabiliyorum. omzumu yasliyorum, gozyaslarimi siliyorum, ben onunla huzur buluyorum. karsilikli olarak sevilmenin bile zor bir ihtimal oldugu romantik hayatlarimizda, cok kiymetli bir sey bu. bunu animsadigim her an tekrar sukrediyorum. sacimdaki mavi yok ama gulumseyisimin renginde artik mavi. hala oykulerimi toparlayamadim evet ama gezdim, gordum, konustum, dinledim, sasirdim, gulumsedim, agladim, sevindim, kirildim, kirdim, alindim, kactim, kostum, sevdim.. hem de yanaklarimla sevdim. opmekten ziyade yanagimi yuzune dayayarak sevdim.
simdi yirmiuc oldum. o gelecek hic gelmeyecek saniyordum ama geldi. hem de ustumde hala ayni buyuk gokyuzu var: bulutlari, yildizlariyla, derin, goz alan bir gokyuzu. hep vardi ve olacak. ben onun icinde yasiyorum. o benim kabugum sanki.
14.7.14
now i'm 23 summers old.
hala "o" kitabi yazamadin. ama artik "o yazar" gibi de olmak istemiyorsun.
buyuyorsun cocugum, ama sakinlesmiyorsun.
sakinlesirsen, oldurulecegine inanan bir atsin. bikmadan kosuyorsun.
madem hep o atla yasayacaksin,
o halde kos
ama kacma.
buyuyorsun cocugum, ama sakinlesmiyorsun.
sakinlesirsen, oldurulecegine inanan bir atsin. bikmadan kosuyorsun.
madem hep o atla yasayacaksin,
o halde kos
ama kacma.
10.7.14
h'ye
istediginiz gibi olmadik:
renkliydik, neseliydik, buyumuyorduk, inaniyorduk -ama sizinkine degil.
bizim
cok guzel cocuklarimiz vardi, oldurdugunuz.
kalbimizdeki sevgiyi yasaklayan kitaplariniz,
rengimizi sonduren karanliginiz,
kopkoyu karanliginiz.
bilse, kac gun sucladik kendimizi,
kac gece olmek istedik,
yine de iyi insanlardik ya
size bir turlu kizamadik.
renkliydik, neseliydik, buyumuyorduk, inaniyorduk -ama sizinkine degil.
bizim
cok guzel cocuklarimiz vardi, oldurdugunuz.
kalbimizdeki sevgiyi yasaklayan kitaplariniz,
rengimizi sonduren karanliginiz,
kopkoyu karanliginiz.
bilse, kac gun sucladik kendimizi,
kac gece olmek istedik,
yine de iyi insanlardik ya
size bir turlu kizamadik.
9.7.14
12.6.14
countdown
guzel bir binada, guzel bir kubbenin altinda, ilgimi pek cekmemis bir konusma dinliyorum. sahnenin sag tarafinda, girise yakin bir sekilde oturmusum. buraya ilk defa geldim, bu konusmayi ilk kez duyuyorum, bu insanlarla yeni tanistim, ama icimde bir his var ki hic yeni degil.
sen ne yapacaksin?
ben zor bir sey yapacagim.
icimdeki his, bu zorluga dair degil. zorluktan gucenmedim. gucensem, boyle bir isi secmezdim. gucensem, bu sehirde yasamazdim. gucensem, boyle atipik bir hedefim olmazdi.
sorun nasil yapacagima yonelik de degil.
sorun onun dogru olup olmadigi.
basariya alismis ve mukemmeliyetci bir insanin dramasina hosgeldiniz!
bundan 5 sene sonra nerede olacagimi ve nasil hissedecegimi oyle bilmiyorum ki bu, beni su anda kilitleyip birakiyor.
konusmayi dinlerken birden kendimi o binadan atip, ilk ucakla onun yanina donme istegi uyandiriyor.
bir yanim her seyi beklemeye almak ama bir yanim da artik hayata baslamak istiyor.
galiba buna mezun olmak deniliyor.
sen ne yapacaksin?
ben zor bir sey yapacagim.
icimdeki his, bu zorluga dair degil. zorluktan gucenmedim. gucensem, boyle bir isi secmezdim. gucensem, bu sehirde yasamazdim. gucensem, boyle atipik bir hedefim olmazdi.
sorun nasil yapacagima yonelik de degil.
sorun onun dogru olup olmadigi.
basariya alismis ve mukemmeliyetci bir insanin dramasina hosgeldiniz!
bundan 5 sene sonra nerede olacagimi ve nasil hissedecegimi oyle bilmiyorum ki bu, beni su anda kilitleyip birakiyor.
konusmayi dinlerken birden kendimi o binadan atip, ilk ucakla onun yanina donme istegi uyandiriyor.
bir yanim her seyi beklemeye almak ama bir yanim da artik hayata baslamak istiyor.
galiba buna mezun olmak deniliyor.
17.5.14
8.5.14
annem, babam, anneannemleyiz. babam sacmasapan hareketler yapip beni guldurmeye calisiyor, kameraman bir arkadasini cagirmis eve. o cekim yapiyor. "kameraya bak kizim! [bakmiyor] hadi op beni kizim! [yanagini yaliyor]" annemin saci 90'larin utanc dolu sac modelinden. babamin saclarinda hic beyaz yok. anneannemin gozlerinde surme var. saclarina kina yakmis. uzaklara bakiyor. goz goze geldiginde ise korkunc bakiyor. mutsuz. inanilmaz mutsuz. oldugu yerde aci cekiyor. gozlerindeki surme onu daha da yabancilastirip, vahsilestiyor. beni kucagina aliyor. beni sevdigini bilmesem, o an benden nefret ediyor derim. beni tutuyor, yabanci bir cisim gibi degil. sahip cikarak. ama gozleri uzaga bakiyor. yasama arzusunu kaybetmis halde, gozlerinden mutsuzluk akiyor.
annem simdi, 2. yas gunu kasedimi izlerken agliyor. "ona hep niye mutsuzsun diye kizardim. haline sukret, bak sagliklisin derdim. ama nasil aci cekiyormus" diyor. ben ise anneannemin bakislarini biliyorum. anneannemin hayatta oldugu zamanlarin aksine, onu sonradan anliyorum.
23 yasindayken anneannemi taniyorum.
23 yasindayken anneannemi taniyorum.
no one belongs here more than miranda.
This pain, this dying, this is just normal. This is how life is. In fact, I realize, there never was an earthquake. Life is just this way, broken, and I am crazy for dreaming something else.
17.4.14
okudugum butun kitaplar tek bir kitaba cikar.
benim icin butun oykulerden once gelen bir oyku vardir ve bu okudugum butun oykuler onun hemen kaybolan bir yankisidir. okumalarimda cocuklugumda okumus oldugum o kitabi aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun insanlardan once gelen bir insan vardir ve bu tanidigim butun insanlar onun hemen kaybolan bir yankisidir. tanidigim butun insanlarda, cocuklugumda tanimis oldugum o insani aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun sehirlerden once gelen bir sehir vardir ve bu gezdigim butun sehirler onun hemen kaybolan bir yankisidir. seyahatlerimde cocuklugumda gormus oldugum o sehri aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun ruyalardan once gelen bir ruya vardir ve bu gordugum butun ruyalar onun hemen kaybolan bir yankisidir. ruyalarimda cocuklugumda gormus oldugum o ruyayi aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun insanlardan once gelen bir insan vardir ve bu tanidigim butun insanlar onun hemen kaybolan bir yankisidir. tanidigim butun insanlarda, cocuklugumda tanimis oldugum o insani aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun sehirlerden once gelen bir sehir vardir ve bu gezdigim butun sehirler onun hemen kaybolan bir yankisidir. seyahatlerimde cocuklugumda gormus oldugum o sehri aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun ruyalardan once gelen bir ruya vardir ve bu gordugum butun ruyalar onun hemen kaybolan bir yankisidir. ruyalarimda cocuklugumda gormus oldugum o ruyayi aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
benim icin butun hayatimdan once gelen bir ani vardir ve bu yasadigim hayat onun hemen kaybolan bir yankisidir. hayatimda cocuklugumda yasadigim o aniyi aramaktan baska bir sey yapmiyorum, ama onu yeniden bulamayacagim kadar az sey hatirliyorum.
16.4.14
yourcenar
Mutlu değildim. Bu mutluluk eksikliği bende epey hayal kırıklığı yaratıyordu, ama sonuçta boyun eğiyordum. Bir anlamda, mutluluktan vazgeçmiştim, ya da en azından sevinçten. Sonra, kendi kendime, bir evliliğin ilk aylarının nadiren en güzelleri olduğunu, hayatın aniden birleştirdiği iki varlığın birbirinin içinde bu kadar çabuk eriyip hakikaten tek varlık olmalarının mümkün olmadığını söylüyordum. Çok sabır ve iyi niyet gerekli. Bunlar ikimizde de vardı. Daha da yerinde olarak, sevincin bize bağlı olmadığını ve yakınmakta haksız olduğumuzu söylüyordum. Eğer makul olsak her şey eş değerde olur sanırım, ve belki de mutluluk daha iyi katlanılan bir mutsuzluktur sadece. Kendi kendime böyle söylüyordum, çünkü cesaret olayları değiştiremediğimizde onlara hak vermekten ibarettir. Ancak, yetersizlik ister hayatta ister sadece kendimizde olsun, bu onun büyüklüğünü azaltmıyor ve aynı ölçüde acı çekiyoruz. Ve siz dostum, siz de mutlu değildiniz.
8.4.14
heartbreak and ponytails.
[bu esnada bana mutlulugun en cok yeni bir baslangic yapmak icin gerektigini soyluyorsun. mutluluk gelsin ve boyle bir arac olsun istiyorsun. yoksa hicbir zaman mantikli kafayla mutlu olamayacagini gayet biliyorsun. cunku kendi gerceklik ve denge-dengesizlik alginda bundan memnunsun.]
bana gore hayat sorumluluk demek. . bunlari sorgulayan ve yapmak istemediginde asla yapmayan insanlar, bize gore, sefa pezevengi kaliyor. ve evet, bu durumda bizler de amele oluyoruz. .
[ben, diyorsun, sahilde cekirdek citleyen, avm gezen veya parkta cocuklarini zapt etmeye calisan insanlari gordugumde, bu tip seylerle aksami eden insanlarin mutluluguna hicbir zaman ulasamayacagimi dusunuyorum. hep uyuz ve siradisi istekler tasidigimi zannedip, aslinda kendi mutluluguna sahip olamamis biri olacagim.]
hayatim boyu babamin bana en cok soyledigi cumle "is cikarma" idi. ne istesem, ne dusunsem is cikariyordu cunku basina, kuma gomulu olan basina.. istekleri hep yersiz ve aykiri olarak adlandirilmis bir insanim. yeri geldi ben de kendimi oyle gordum. oysa cok temelde baska bir sey vardi: yasam meraki. yasama merakimi kaybettigimde de "niye boyle depresif oldun?" dediler. hayatta ne yapsam da begendiremezdim kimilerine.
peki kendime?
hayatim boyu babamin bana en cok soyledigi cumle "is cikarma" idi. ne istesem, ne dusunsem is cikariyordu cunku basina, kuma gomulu olan basina.. istekleri hep yersiz ve aykiri olarak adlandirilmis bir insanim. yeri geldi ben de kendimi oyle gordum. oysa cok temelde baska bir sey vardi: yasam meraki. yasama merakimi kaybettigimde de "niye boyle depresif oldun?" dediler. hayatta ne yapsam da begendiremezdim kimilerine.
peki kendime?
3.4.14
dr.
bazen okumakta hic gozum yokmus gibi geliyor.
sonra insan vucudunun o et ve kandan olusma halini animsiyorum ve heyecanlaniyorum
insan beyni konusundaki heyecanima hic girmeyelim bile..
ben cocukken, annem tibbin en guzel noktasinin ogrendigin her seyin kendinle alakasi olmasi demisti
okumakta gozum olmadigi zamanda ilgimi canli tutan yegane sey de bu detay aslinda!
kendime bakmak, kendi vucudumun isleyisini bilmek, hayranlik uyandirici.
bir gun evime cerceveletilmis bir akciger x-ray'i asmak en buyuk hayallerimden biri
cunku gordugum akciger dallanmalari, alveoller ve damarlar, teleskopla uzaya bakma hissi yaratiyor bende
mikrokosmosu buluyorum orada
bir de her gun olume bu kadar yakin olmama ragmen olumle geldigim iliskim bu durumdayken, tip okumasam ne olurmus kim bilir!
benim zavalli "sfu izlerken ve hastane koridorlarinda/morglarda/ameliyathanelerdeyken curuyen" gencligim..
sonra insan vucudunun o et ve kandan olusma halini animsiyorum ve heyecanlaniyorum
insan beyni konusundaki heyecanima hic girmeyelim bile..
ben cocukken, annem tibbin en guzel noktasinin ogrendigin her seyin kendinle alakasi olmasi demisti
okumakta gozum olmadigi zamanda ilgimi canli tutan yegane sey de bu detay aslinda!
kendime bakmak, kendi vucudumun isleyisini bilmek, hayranlik uyandirici.
bir gun evime cerceveletilmis bir akciger x-ray'i asmak en buyuk hayallerimden biri
cunku gordugum akciger dallanmalari, alveoller ve damarlar, teleskopla uzaya bakma hissi yaratiyor bende
mikrokosmosu buluyorum orada
bir de her gun olume bu kadar yakin olmama ragmen olumle geldigim iliskim bu durumdayken, tip okumasam ne olurmus kim bilir!
benim zavalli "sfu izlerken ve hastane koridorlarinda/morglarda/ameliyathanelerdeyken curuyen" gencligim..
24.3.14
i never knew there was someone, to make me come alive.
icinde bulundugumuz tum bu karanlik zamanlara ragmen, seni dusundugumde icimde bir ferahlik oluyor. ulaslarin neukolln'deki evlerindeki o pazar gununu animsiyorum, elimde degil: mutfakta calan stars albumu esligindeki kahvaltimiz..
17.3.14
asli serin
tam kestiremediğim bir nedenden ölüyorum
saçlarımı tararken düşündüm
uzamışlar
bunu içinde ateş geçmeyen bir dizeyle
anlatabilmem mümkün değil
sen öyle uzun bakarken… mümkün değil
içimizden biri konuşmaya başladığında
birikmiş şeyleri bozdurma çabası
-görülmeye değer çabası-
çürümeye karşı etkili bir yöntem olmayabilir
bunu avrupa birliği maceralarımızla da anlatabilirdim
ama seni son öptüğümde
sanata ve sanatçıya saygımı yitirdim
hayli kolay oldu
şehirli olmak böyle bir şey olmalı
sokaklar uzuyor sen uzuyorsun
kapanması kapının uzuyor
güneş ve yaz, yazdıkça uzuyor
ben sana çok fena kesiğim
unutacaklarımı seçebilseydim kesiklerimden başlardım
ruhum olduğuna inanmak istiyorum
oldukça sakinim
bak uzun acıyor daha uzun en uzun
uzun da ölebilirim icabında uzun saçlarımla
en az bir tane dolabında herkesin
siyah elbisesi olmalı bunun için
gerekler, gereçler, geçerler
bana bir sır verme, abartıyor olabilirim
-aslı çok tedirgin ediyossun beni
olabilirim
o zaman başka şeylere inanıyordum
dilin her şeyi bozabilecek gücüne
şarkıya girebilmek için ses gerekliliğine
önce bedenler evet der, en son yaralar peki
her tene uygun siyah elbiseler ve
evet evet peki
palavraları geçebilseydik, başlayacaktım.
16.3.14
10.3.14
Semâ
I'm just waking up to get back into bed
I'm looking through the wrong end of her telescope
I felt comatose waiting for this thing to grow
I'm impatient because I want it now and so it shows.
I'm looking through the wrong end of her telescope
I felt comatose waiting for this thing to grow
I'm impatient because I want it now and so it shows.
21.2.14
istifa etmek.
ben hayattan istifa etmek istiyorum. hayatin beraberinde getirdigi tum bokluklarin uzerine sifonu cekip, klozetin kapagini indirmek, kapiyi kapatip cikmak istiyorum.
isigi sonduruyorum.
hayatta hicbir seyden sorumlu tutulmak istemiyorum. ne solup giden meneksemden, ne ilerde tikanmasin diye iyi bakmaya calistigim damarlarimdan, ne de calismam gereken konulardan..
aliskanliklarimin gelip de beni sirtimdan bicaklamasini istemiyorum. insanlara alismak istemiyorum. insanlari umursamamak istiyorum. elimi kafamin icine sokup, durdurabilmek istiyorum.
duygularimi uzerimden soyup atmak istiyorum. havalarin hic kararmamasini, erken kalktigimda zinde hissetmek istiyorum.
insanlara belirli bi uzaklikta durabilmek, istedigimde gonlumdeki yere gidebilmek, giderken hicbir seyi koparmadan, beni cepecevreleyen sinirlarimi genisleterek/esneterek ilerlemek istiyorum yolumda.
kafami bulandirmamak, mad men izlerken aglamamak, kalbimi hafifletmek -yillardir geometrik hizda buyuyen kalbimin artik [sonunda] hafiflemesini istiyorum.
eglenceli sarkilar dinlerken gercekten eglenmek. kendime guvenmedigim konularda surekli rezil olmamak, olsam bile gulup gecebilmek istiyorum.
ben gitmek istiyorum. ama bunun ne anlama geldigini de biliyorum. bu yuzden aslinda gitmek isterken bile, ben en cok kalip, her seye dayanabilmek istiyorum. yoruldugumda, agladigimda, isler icinden cikilmaz hale geldiginde, ben icimden cikamadigimda, sana dayanabilmek istiyorum. kirik tarafimi yaslayip sana, uyumak istiyorum. sana dayandigimda, bunun dogru oldugundan emin olmak istiyorum.
adimlarimdan emin olmak istiyorum. geri kalanindan ise mesuliyet kabul etmiyorum.
isigi sonduruyorum.
hayatta hicbir seyden sorumlu tutulmak istemiyorum. ne solup giden meneksemden, ne ilerde tikanmasin diye iyi bakmaya calistigim damarlarimdan, ne de calismam gereken konulardan..
aliskanliklarimin gelip de beni sirtimdan bicaklamasini istemiyorum. insanlara alismak istemiyorum. insanlari umursamamak istiyorum. elimi kafamin icine sokup, durdurabilmek istiyorum.
duygularimi uzerimden soyup atmak istiyorum. havalarin hic kararmamasini, erken kalktigimda zinde hissetmek istiyorum.
insanlara belirli bi uzaklikta durabilmek, istedigimde gonlumdeki yere gidebilmek, giderken hicbir seyi koparmadan, beni cepecevreleyen sinirlarimi genisleterek/esneterek ilerlemek istiyorum yolumda.
kafami bulandirmamak, mad men izlerken aglamamak, kalbimi hafifletmek -yillardir geometrik hizda buyuyen kalbimin artik [sonunda] hafiflemesini istiyorum.
eglenceli sarkilar dinlerken gercekten eglenmek. kendime guvenmedigim konularda surekli rezil olmamak, olsam bile gulup gecebilmek istiyorum.
ben gitmek istiyorum. ama bunun ne anlama geldigini de biliyorum. bu yuzden aslinda gitmek isterken bile, ben en cok kalip, her seye dayanabilmek istiyorum. yoruldugumda, agladigimda, isler icinden cikilmaz hale geldiginde, ben icimden cikamadigimda, sana dayanabilmek istiyorum. kirik tarafimi yaslayip sana, uyumak istiyorum. sana dayandigimda, bunun dogru oldugundan emin olmak istiyorum.
adimlarimdan emin olmak istiyorum. geri kalanindan ise mesuliyet kabul etmiyorum.
19.2.14
16.2.14
the girl, the monster and the goddess vs. love letter
2013 temmuz'da stockholm'deki moderna museet'te sergisine denk geldigim niki de saint phalle'in islerini unutmamak, aklima kazimak, biraz da ders cikarmak icin cekmistim bunlari.
"what shall I do now that you've left me?
will I cry a million tears?
will I die?
will I take to drink?
take a trip?
will I consult the stars and a crystal ball on how to win you back?
will we stay friends?
will I fall in love again?"
muzisyen soko da niki'nin islerinden etkilenmis olmali ki son sarkisini ona adamis:
13.2.14
tavsan kac, paraparapum.
dokuz yasindaydim ve bir tavsan almistim. babamin hicbir zaman ikna olmayacagini, annemin ise ortama uyum saglayacagini bile bile bir tavsan almistim. cok sevdigim, yemek yiyisini izlerken eglendigim tavsanim. burnu surekli hareket etmesine ragmen hic yorulmayan, bembeyaz tuyleriyle tavsanim. bir, iki, uc derken gunler artti ve "o gun" geldi. icimde buyuk bir pismanlik. cunku babamin hicbir zaman ikna olmayacagini, annemin ise ortama uyum saglayacagini bile bile bir tavsan almistim. tavsani baska birisine vermem gerekiyordu. ne aptalim diye dusundum, icimde dokuz yasindaki bedenimden bile buyuk bir pismanlik. nasil inanabildim babamin ses cikarmayacagina, tavsanimi sonsuza dek besleyecegime.. insan o yaslarda cok naif oluyor. daha da kotusu, o yaslarda bu kadar naif oldu mu sonra beli de dogrulmuyor. gonlumden gecene inanmistim ama evin kurallari gonul falan dinlemiyordu. o gun tavsanimi yeni sahibine verirken, hayatimin en buyuk pismanligini yasadim. keske hic elime almasaydim, evde beslemeseydim, KESKE HIC DENEMESEYDIM, GIRMESEYDIM BU TOPA. pismanligimin agirligi cigerlerime coktu. once nefes alamaz oldum, sonra kalbim hizlandi. olecegim sandim ama normal bir olmek degil. sanki yok olmak gibi, parcalanmak. sanki cenazemi kaldiramayacaklarmis veya aslinda en basindan beri hic var olmamisim gibi. korktum. korktum. olmekten, yasamaktan, devam etmekten, kendimden, pencerelerden, babamdan, annemden, kendimden. cok korktum, donup de icime saklanmak istedim ama icim pismanlik dolu. ellerimle iteledim, bir yer acmaya calistim korkularima, nefes almak icin. dunyada o an oldugum nokta uzerini kabullenmek istedim. korkmamak, paniklememek, atak gecirmemek. tavsanim geri donsun istedim. ama kendimi hic affetmedim.
dokuz yasindaydim ve bir tavsan almistim. babamin hicbir zaman ikna olmayacagini, annemin ise ortama uyum saglayacagini bile bile bir tavsan almistim. ben o dokuz yasimda, hayatimin ilk panik atagini iste boyle yasadim.
5.2.14
24.1.14
14.1.14
to talk to you.
ben cocukken tuvalete yalniz basima gitmeye cok korkardim. gerci cocukken genel olarak karanliktan korkardim. sagolsun, o yillarda da depresyonda olan anneannem, elimden tutardi. usenmez, benimle beraber tuvalete gelirdi. kapida beni beklerdi, sonra tekrar elimden tutar salona getirirdi.
ben tuvalette iserken, anneannemle konusmayi cok severdim. annemi nasil dogurdugunu, buyuttugunu, dedemle nasil evlendigini anlattirirdim.
- severek mi evlendiniz peki?
- sevmek mi varmis ki?
anneannem, o yillarda hep bizimleydi. dedem hayattaydi ama evine gitmiyordu. neden kirginlardi, en ufak bir fikrim bile yok. ama kendimi bildim bileli ayri yasiyorlardi ve anneannem depresyondaydi.
dedem.. dedem hakkinda, cok net seyler hatirlamiyorum. cok buyuktu. uzundu yani. sakali vardi. elleri de buyuktu, opmelerimden hatirliyorum. yuzu anneme benziyordu. herkes onun ne kadar anlayisli, mantikli ve akilli bir insan oldugundan bahsediyor. oysa ben dedemi hic taniyamamistim.
anneannem ise dedemi tanimis ancak sevememisti. bu yuzden organik bir hastaligi var sanilip, tum tetkikleri normal ciktiktan sonra bir psikiyatriste gosterilmesi akla gelmisti ve tani almisti.
bilmemkac yasindan ve bilmemkac cocuktan sonra anneannem dedemin evinden ayrilmisti. ust kattaki dayimin yanina tasinmisti. ama kislari bizim yanimiza geliyordu.
ortason-lise1 yillarimdayken, anneannem beni elestirmeye basladi. saclarimi tarayip ormemi istiyordu. elimdeki kitabi birakip disari cikmami.. kitaplara cok dalarsam evde kalacagimi dusunuyordu. haksiz da sayilmazdi. cunku yeni hedefi bendim. anneannem, annem henuz cocukken de olumden korkarmis. bu korkusunu gecirmek icin surekli onune hedefler koyarmis. once acaba annemin universite mezuniyetini gorebilir mi diyerek baslamis, annemin dugununu, cocuklarini, teyzelerimin torunlarini bile gormustu. bu yuzden yeni hedefi bendim. benim evlendigimi gormesi onemliydi.
bir gun bir sebepten yine olecegini dusundugu siralarda, evlilik yuzugunu bana gosterdi. "ben olursem, hicbir kuzenin almasin bunu. senin olacak tamam mi?" dedi. tamam dedim ama anneannemin olecegini dusunemezdim. hele ki gun gelip olmeyi isteyecegine hic ihtimal vermezdim.
ben tuvalette iserken, anneannemle konusmayi cok severdim. annemi nasil dogurdugunu, buyuttugunu, dedemle nasil evlendigini anlattirirdim.
- severek mi evlendiniz peki?
- sevmek mi varmis ki?
anneannem, o yillarda hep bizimleydi. dedem hayattaydi ama evine gitmiyordu. neden kirginlardi, en ufak bir fikrim bile yok. ama kendimi bildim bileli ayri yasiyorlardi ve anneannem depresyondaydi.
dedem.. dedem hakkinda, cok net seyler hatirlamiyorum. cok buyuktu. uzundu yani. sakali vardi. elleri de buyuktu, opmelerimden hatirliyorum. yuzu anneme benziyordu. herkes onun ne kadar anlayisli, mantikli ve akilli bir insan oldugundan bahsediyor. oysa ben dedemi hic taniyamamistim.
anneannem ise dedemi tanimis ancak sevememisti. bu yuzden organik bir hastaligi var sanilip, tum tetkikleri normal ciktiktan sonra bir psikiyatriste gosterilmesi akla gelmisti ve tani almisti.
bilmemkac yasindan ve bilmemkac cocuktan sonra anneannem dedemin evinden ayrilmisti. ust kattaki dayimin yanina tasinmisti. ama kislari bizim yanimiza geliyordu.
ortason-lise1 yillarimdayken, anneannem beni elestirmeye basladi. saclarimi tarayip ormemi istiyordu. elimdeki kitabi birakip disari cikmami.. kitaplara cok dalarsam evde kalacagimi dusunuyordu. haksiz da sayilmazdi. cunku yeni hedefi bendim. anneannem, annem henuz cocukken de olumden korkarmis. bu korkusunu gecirmek icin surekli onune hedefler koyarmis. once acaba annemin universite mezuniyetini gorebilir mi diyerek baslamis, annemin dugununu, cocuklarini, teyzelerimin torunlarini bile gormustu. bu yuzden yeni hedefi bendim. benim evlendigimi gormesi onemliydi.
bir gun bir sebepten yine olecegini dusundugu siralarda, evlilik yuzugunu bana gosterdi. "ben olursem, hicbir kuzenin almasin bunu. senin olacak tamam mi?" dedi. tamam dedim ama anneannemin olecegini dusunemezdim. hele ki gun gelip olmeyi isteyecegine hic ihtimal vermezdim.
7.1.14
ikibinonuc yili.
hayatimin ilk panik atagini yasadim. kendime ve hayatima yabancilastim. gecmisime sirtimi dondum. gelecegimi yok etmeye calistim. insanlari kirmamak icin yine kendi kendime disimi gecirdim. hep kanayan taraf ben oldum.doktor oldum, profesorlerin karsisina ciktim. ilk defa bana ait bir hastam oldu. gozlerimin onunde ona kanser tanisi konuldu.
hayat denilen su rutinde, beni su ana dek mutlu eden tek bolumun psikiyatri oldugundan emin oldum. psikiyatrist olmak istememin arkasinda aslinda kendime yardim bulma motivasyonunu da barindirdigimi fark ettim.
yollara dustum ve yollarda kimligimi, ulkemi kaybedip, kendimi yeniden var ettim.
bedenimle degil ama bunca yildir bana yuk olan ve aci veren ruhumla baristim. onu oldugu gibi [yirtici, kotumser, vefakar, hircin, sevgi dolu, hastalikli] kabullendim.
hayatimin en yesil ormanlarini gordum. o ormanda yasayan bir sincap olmak istedim. yolculuk yapma istegimin hayat boyu surecegini fark ettim. cunku icime yer etmis bir drive bu. nefes almak, vermek gibi. gormek gibi. gormenin bir tik otesi. once var olani kaybetmek: kendini. sehirleri. insanlari. yollari. sonra kesfetmek..
annemin buyuyusune tanik oldum. en son 6 sene once anneannem vefat ettiginde bu kadar coktugunu ve caresiz kaldigini gordugum annemin, tekrar caresizligini gordum. benim yuzumden caresiz kalisini, ofkelenisini.. sonra ise anneligin inanilmaz kabullenme gucuyle, caresiz ama destekleyen annem haline gelisini gordum. kendi acimdan da ders cikarmadim mi peki bu surecten? elbet. anneme hayir demenin, kimseyi oldurmedigini ve ona olan sevgimden bir seyler eksiltmedigini gordum. o da benim bu evrildigim kisiye sasirdi, ofkelendi, inanamadi. ama kabullendi. kabullendim ben de onu. aslinda hayat bir kabullenmeme kavgasiymis, ogrendim.
hayat denilen su rutinde, beni su ana dek mutlu eden tek bolumun psikiyatri oldugundan emin oldum. psikiyatrist olmak istememin arkasinda aslinda kendime yardim bulma motivasyonunu da barindirdigimi fark ettim.
yollara dustum ve yollarda kimligimi, ulkemi kaybedip, kendimi yeniden var ettim.
bedenimle degil ama bunca yildir bana yuk olan ve aci veren ruhumla baristim. onu oldugu gibi [yirtici, kotumser, vefakar, hircin, sevgi dolu, hastalikli] kabullendim.
hayatimin en yesil ormanlarini gordum. o ormanda yasayan bir sincap olmak istedim. yolculuk yapma istegimin hayat boyu surecegini fark ettim. cunku icime yer etmis bir drive bu. nefes almak, vermek gibi. gormek gibi. gormenin bir tik otesi. once var olani kaybetmek: kendini. sehirleri. insanlari. yollari. sonra kesfetmek..
annemin buyuyusune tanik oldum. en son 6 sene once anneannem vefat ettiginde bu kadar coktugunu ve caresiz kaldigini gordugum annemin, tekrar caresizligini gordum. benim yuzumden caresiz kalisini, ofkelenisini.. sonra ise anneligin inanilmaz kabullenme gucuyle, caresiz ama destekleyen annem haline gelisini gordum. kendi acimdan da ders cikarmadim mi peki bu surecten? elbet. anneme hayir demenin, kimseyi oldurmedigini ve ona olan sevgimden bir seyler eksiltmedigini gordum. o da benim bu evrildigim kisiye sasirdi, ofkelendi, inanamadi. ama kabullendi. kabullendim ben de onu. aslinda hayat bir kabullenmeme kavgasiymis, ogrendim.
30.12.13
di•la•ra
yillar once benim yaptigim seyleri yapiyor simdi kardesim: mezuniyet hazirligi, yillik yazilari toparlamak, hatta benim calistigim masaya kapanip ders calismak, gelecek sene bu zaman yeni yila nerede girecegini merak etmek ama bilememek..
biliyorum, boyu birkac yildir benden cok daha uzundu zaten. bu fiziki sartlara bakarak aslinda coktan buyudugunu kabullenmem gerekiyor ancak isin icindeyseniz hic oyle kolay olmuyor. gozun gordugunu, kalp kabullenemiyor. kardesin dogdugu gun onu elinize aldiginizda, henuz kucuk bir mahlukat idi kendisi. insan elbette o an fark edemiyor. ama bu kucuk mahlukat, ebat olarak ne kadar buyurse buyusun, icinize ta o andan siziyor ve yerlesiyor. kardes sevgisi boyle bir sey.
belki zamanla ergenlik yillarinizda "off, dayanamiyorum sana! girme odama!" diye puskurttugunuz insan oluveriyor. ergenlik sirasi ona gectigindeyse, bu sefer sizin suratiniza kapi carpiliyor, kardesinizin hayatinin disinda birakiliyorsunuz. kendi kardesimle olan iliskimde, aslinda bu donemler cok uzun surmedi. pek birbirimizi kirmadik. ama hep birbirimizi tanidik. tanistik, yeniden ve yeniden. ben, kendim gibi bir kiz cucugu olmasini beklerken, o tam tersi cikti. ben kendime bile inanmazken, o hep bana inandi.
simdi o kiz cucugu, benim mezun oldugum liseden mezun oluyor. birkac ay icerisinde, gelecegini belirleyecek sinavlara hazirlaniyor. hayatlarimizin bir daha ayni sehirde, hatta ayni ulkede gecmemesi gibi gelecek olasiliklari dolaniyor etrafimizda. iste tam bu olasiliklari dusunurken insan cildiriyor. elinde degil: cocuklugun beraber gecmis, oyun arkadasi olmussun, annesi olmussun, dostu olmussun, ablasi olmussun..
ama olay aslinda baska sehirler/ulkelerde de degil. olay, o kucuk kiz kardesin yeni bir hayata baslamasi.
kandirilacak, aldatilacak, unutulacak, asik olacak, cok mutlu olacak, kahrolacak, kaybolacak, kendini bulacak..
ve buyuyecek.
anne babama karsi hayat boyu minnettar kalacagim bir sey varsa o da kesinlikle kardesim. henuz 5 yasindayken, elime verilen o kucuk mahlukat..
ona baktigimda gordugum tek sey, her seyiyle gurur duydugum bir kiz cocugu. kendimi onda asla goremiyorum, tamamen farkliyiz. ama tum bu farklara ragmen o "benim insanim".
biliyorum, boyu birkac yildir benden cok daha uzundu zaten. bu fiziki sartlara bakarak aslinda coktan buyudugunu kabullenmem gerekiyor ancak isin icindeyseniz hic oyle kolay olmuyor. gozun gordugunu, kalp kabullenemiyor. kardesin dogdugu gun onu elinize aldiginizda, henuz kucuk bir mahlukat idi kendisi. insan elbette o an fark edemiyor. ama bu kucuk mahlukat, ebat olarak ne kadar buyurse buyusun, icinize ta o andan siziyor ve yerlesiyor. kardes sevgisi boyle bir sey.
belki zamanla ergenlik yillarinizda "off, dayanamiyorum sana! girme odama!" diye puskurttugunuz insan oluveriyor. ergenlik sirasi ona gectigindeyse, bu sefer sizin suratiniza kapi carpiliyor, kardesinizin hayatinin disinda birakiliyorsunuz. kendi kardesimle olan iliskimde, aslinda bu donemler cok uzun surmedi. pek birbirimizi kirmadik. ama hep birbirimizi tanidik. tanistik, yeniden ve yeniden. ben, kendim gibi bir kiz cucugu olmasini beklerken, o tam tersi cikti. ben kendime bile inanmazken, o hep bana inandi.
simdi o kiz cucugu, benim mezun oldugum liseden mezun oluyor. birkac ay icerisinde, gelecegini belirleyecek sinavlara hazirlaniyor. hayatlarimizin bir daha ayni sehirde, hatta ayni ulkede gecmemesi gibi gelecek olasiliklari dolaniyor etrafimizda. iste tam bu olasiliklari dusunurken insan cildiriyor. elinde degil: cocuklugun beraber gecmis, oyun arkadasi olmussun, annesi olmussun, dostu olmussun, ablasi olmussun..
ama olay aslinda baska sehirler/ulkelerde de degil. olay, o kucuk kiz kardesin yeni bir hayata baslamasi.
kandirilacak, aldatilacak, unutulacak, asik olacak, cok mutlu olacak, kahrolacak, kaybolacak, kendini bulacak..
ve buyuyecek.
anne babama karsi hayat boyu minnettar kalacagim bir sey varsa o da kesinlikle kardesim. henuz 5 yasindayken, elime verilen o kucuk mahlukat..
ona baktigimda gordugum tek sey, her seyiyle gurur duydugum bir kiz cocugu. kendimi onda asla goremiyorum, tamamen farkliyiz. ama tum bu farklara ragmen o "benim insanim".
29.12.13
butune bakmak.
butune bakmayi unutuyorum cogu an.
1.
kimse beni uyarmadi ama dustum. hem de en korlemesine olanindan. sorgusuz sualsiz. her zaman yerim orasiymiscasina. sanki evimi bulmusum da.. neyse.
dustukten sonrasi kolay olur sanirdim. ama olmadi tabi ki. orf, adet ve anneannelerimiz sagolsun, bu ulkede bazi ahlaki kurallari degistirmek cok zor. neyse, varsin olmasin. canin sagolsun anneanne!
2.
kimse beni uyarmadi ama inandim. ne de olsa su hayatta en ucuza bulunacak sey inancti. yerde, gokte, toprakta, benim icinse senin yuzunde. butunune bakmayi unuttugum o yuzde.
inandiktan sonrasi kolay olur sanirdim. sana inanirsam, geriye kalan hicbir sey beni tereddute dusuremez sandim. ama yine de kendimi yolun ortasina atmaya tereddut ediyorum cogu an. neyse, canin sagolsun senin de!
3.
kimse beni uyarmadi ama en azindan ben seni uyarayim.
1.
kimse beni uyarmadi ama dustum. hem de en korlemesine olanindan. sorgusuz sualsiz. her zaman yerim orasiymiscasina. sanki evimi bulmusum da.. neyse.
dustukten sonrasi kolay olur sanirdim. ama olmadi tabi ki. orf, adet ve anneannelerimiz sagolsun, bu ulkede bazi ahlaki kurallari degistirmek cok zor. neyse, varsin olmasin. canin sagolsun anneanne!
2.
kimse beni uyarmadi ama inandim. ne de olsa su hayatta en ucuza bulunacak sey inancti. yerde, gokte, toprakta, benim icinse senin yuzunde. butunune bakmayi unuttugum o yuzde.
inandiktan sonrasi kolay olur sanirdim. sana inanirsam, geriye kalan hicbir sey beni tereddute dusuremez sandim. ama yine de kendimi yolun ortasina atmaya tereddut ediyorum cogu an. neyse, canin sagolsun senin de!
3.
kimse beni uyarmadi ama en azindan ben seni uyarayim.
11.12.13
i'm safer with me here and you there.
her sey basta cok saglikli, gunes olabildigine parlak ve dislerimiz gorunuyor cunku yuzumuzde daimi bir gulumseme. cocuk parkindaki merry-go-round'da hizlica donuyoruz ve ruzgar sacimizi ucuruyor. hayat bizi ucuruyor. cunku hafifiz. o an her turlu tehlikeye acigiz ve basimiza da en kotu tehlike geliyor tabi ki: asik oluyoruz.
biraz tanisiyoruz. birkac adim atiyoruz. ilerliyoruz, uyuyoruz, alisiyoruz, maruz kaliyoruz. evet, birbirimize ve birbirimizin gercekliklerine maruz kaliyoruz. eski defterler, fotograflar, anilar ve insanlar giriyor isin icine. eseledikce daha fazlasi cikiyor, bu hic bitmiyor.
sesler yukseliyor. gulusler azaliyor. gozler doluyor. eller havada ucusuyor, derdini anlatmaya calisiyor, bazen kendisine yaslanmis olan diger vucudu itiyor. ruyalar goruyor, olmek istiyor. merry-go-round artik daha yavas donuyor. ama insanin midesi bulaniyor. cunku her sey kokusmaya basliyor.
yatagin diger tarafina yaklasiliyor. battaniyenin altinda aglaniyor. bir insana degil, duvara yaslanmak istiyor. kirilan tarafini duvara yaslayip, korkmamak istiyor. ama bazen hic durmuyor akli, ona oyunlar oynuyor. planlar yapilmak isteniyor. planlar yapilamadan vakit geciyor. heves geciyor. mevsim geciyor. kis basliyor. kis olduruyor. tehlikesiz hicbir yer kalmiyor. hic kimseye guvenilmiyor. bir daha biraraya gelinmiyor.
bir sarki var, tam da su karli kis gunlerine uygun. "you're safer with me here" cumlesiyle baslayip, sonunda "i'm safer with me here and you there" diyor. insan dayanamayip dusunuyor; "you're safer with me here"dan "i'm safer with me here and you there"e nasil geciliyor, arada ne oluyor? galiba biz bu surece "iliski" diyoruz.
biraz tanisiyoruz. birkac adim atiyoruz. ilerliyoruz, uyuyoruz, alisiyoruz, maruz kaliyoruz. evet, birbirimize ve birbirimizin gercekliklerine maruz kaliyoruz. eski defterler, fotograflar, anilar ve insanlar giriyor isin icine. eseledikce daha fazlasi cikiyor, bu hic bitmiyor.
sesler yukseliyor. gulusler azaliyor. gozler doluyor. eller havada ucusuyor, derdini anlatmaya calisiyor, bazen kendisine yaslanmis olan diger vucudu itiyor. ruyalar goruyor, olmek istiyor. merry-go-round artik daha yavas donuyor. ama insanin midesi bulaniyor. cunku her sey kokusmaya basliyor.
yatagin diger tarafina yaklasiliyor. battaniyenin altinda aglaniyor. bir insana degil, duvara yaslanmak istiyor. kirilan tarafini duvara yaslayip, korkmamak istiyor. ama bazen hic durmuyor akli, ona oyunlar oynuyor. planlar yapilmak isteniyor. planlar yapilamadan vakit geciyor. heves geciyor. mevsim geciyor. kis basliyor. kis olduruyor. tehlikesiz hicbir yer kalmiyor. hic kimseye guvenilmiyor. bir daha biraraya gelinmiyor.
Subscribe to:
Posts (Atom)




