çünkü ben hep olabilecekleri
en sonuna saklardım
sonra ceplerime bir baktım
kedilere ayıp yaptım
şişt önce susalım
sonra biraz
biraz biraz cümleler kurulur
çünkü ben olmak istediğimi
en sonuna saklardım
sonra yüzüne bir baktım
ellerime baktım
yılları bir saydım
sonra biraz
biraz biraz adımlar yaklaşır
çünkü ben tutmak istediğim
eli,
en sonunda tutardım
sonra sen belimi sarardın
yanaklarımdan severdim
sonra biraz
biraz biraz zaman geçer, biraz büyüsem, biraz gülsen, biraz dursa, bu dünya, biraz müzik, biraz bira, biraz adım, biraz rüya, biraz mantı, biraz mantık.
çünkü ben hep olabilecekleri
saklarım
çünkü ben sana olan sevgimi
-çin böreğinin içine-
sakladım.
biraz mantık.
27.12.10
10.12.10
aşık olununca yapılanlar:
- adımın bir harfini geri almak
- gökyüzünü katlayıp bir köşeye koymak
- boynumu kimsenin senin kadar değerlendirememesi
- kardeşim olan gözlerini, çocuğum olan alnını, sevgilim olan ağzını, dostum olan ellerini, kocam olan karnını unutmamak
- şimdilerde her şeyi sana bağlamak.
sonra şunu anlarım ki aşkı kendimde olduran da benim, öldüren de.
e o zaman?
o zamanı şu:
pür aşkın aptallıkla bir ilgisi var.
4.12.10
Sonra bir sabah uyandık ki kış olmuştu.
Ama benim insan olan yerlerim çok ağrıyordu.
Olsun, vicdan dediğin başka nereyi ağrıtır ki.
And I know how I feel.
Ama benim insan olan yerlerim çok ağrıyordu.
Olsun, vicdan dediğin başka nereyi ağrıtır ki.
And I know how I feel.
13.10.10
kaşındaki yara izini sorar sormaz pişman oluyorum. çünkü aklıma hazal'ın "bir kadın bir erkeğe yara izinin hikayesini sorduysa orada bir şeyler oluyordur" tespiti geliyor. umarım bu tespitten bihabersindir diye umuyorum ama bir saniye sonra gene umutsuz oluyorum. çünkü gördüğün, geçirdiğin kadınlar, sana bir şeyler öğretmişlerdir, değil mi? peki ben ne öğretiyorum diyorum. sonra susuyorum. sahip olduğum şeyler, bölük pörçük, yarı zamanlı tıbbi terimler, eş zamanlı müzikler, yazar olmadan evvel okunması gereken 123 kitabın özeti, kolej erkeklerinin ilişkilere bakış açısı ve dahası. sonra susuyorum. yan yanayız, yürüyoruz. karşı karşıyayız, yemek yiyoruz. biz hiç tartışmıyoruz. demek ki tartışacak kadar yakın değiliz. ya da çok uyumluyuz ama aslında deve ile cüce, kuzey ile güney kadar uzağız. hem uzak hem de uyumlu olmak mümkün mü? bir sonraki bienal konumuz bu olsun, brecht çekeyim karşıki dağlar yıkılsın.
fotoğrafı asıl bilen sen olduğun için fotoğraf makinemi çıkarmakta tereddüt ediyorum. doktorlarla görüşmelerim sürmekte, gözüme kamera taktıracağımdır. zira senin hüznü üzerine yapıştırdığın genel halinin, bazen kıyısından köşesinden taşan bir sevimli çocukluk oluyor ya, onu sana da göstermek istiyorum. ben seni gözlerimle seviyorum. umarım rahatsız etmiyorumdur. ben seni kirpiklerimle seviyorum. gözlerimi kapatmak istemiyorum. ben seni dilimle seviyorum, adını ağzımda yuvarlayarak söylüyorum. ben seni kulağımla seviyorum, her yerime ulaş istiyorum.
sonra beyaz ellerine baktın. ben de elindeki yaraya. and in that moment, i swear we were infinite. bunu, türkçe yazarsam gereken anlamı kaybedeceğimi düşündüm. ama o an, hatırlıyor musun bilmiyorum, ellerine baktığında, insan ne yapacağını bilemezken yapar bunu, ben de baktım. ellerini sevdim. sen de seviyorsun bence. sonra yüzüne baktım, hala gözlerin ellerinde. gözlerin, ellerin de. ben yine de şükrettim. şükrettim çünkü huzuru verdin bana. yanındayken ben, işte yine, yürüyordum, bulandı aklım pardon. bu burunda bulantı olmazdı çünkü.
sahi, aman alınma da, neden yanımdasın?
fotoğrafı asıl bilen sen olduğun için fotoğraf makinemi çıkarmakta tereddüt ediyorum. doktorlarla görüşmelerim sürmekte, gözüme kamera taktıracağımdır. zira senin hüznü üzerine yapıştırdığın genel halinin, bazen kıyısından köşesinden taşan bir sevimli çocukluk oluyor ya, onu sana da göstermek istiyorum. ben seni gözlerimle seviyorum. umarım rahatsız etmiyorumdur. ben seni kirpiklerimle seviyorum. gözlerimi kapatmak istemiyorum. ben seni dilimle seviyorum, adını ağzımda yuvarlayarak söylüyorum. ben seni kulağımla seviyorum, her yerime ulaş istiyorum.
sonra beyaz ellerine baktın. ben de elindeki yaraya. and in that moment, i swear we were infinite. bunu, türkçe yazarsam gereken anlamı kaybedeceğimi düşündüm. ama o an, hatırlıyor musun bilmiyorum, ellerine baktığında, insan ne yapacağını bilemezken yapar bunu, ben de baktım. ellerini sevdim. sen de seviyorsun bence. sonra yüzüne baktım, hala gözlerin ellerinde. gözlerin, ellerin de. ben yine de şükrettim. şükrettim çünkü huzuru verdin bana. yanındayken ben, işte yine, yürüyordum, bulandı aklım pardon. bu burunda bulantı olmazdı çünkü.
sahi, aman alınma da, neden yanımdasın?
16.4.10
"ben senin beni neden aramadığını biliyorum."
bu bir cümle. diğer bir cümle hemen ardısıra başlamalı ama iki cümle arasına bir şey giriyor. ikimizin arasına giren şey gibi. gözlerine bakıyorum, yoklar. ellerine bakıyorum, uzak.
bu işi ben kontrol edemem. gözlerini mesela. tutup çenenden gözlerime bakmanı sağlayamam. çünkü bazen yokum. hayır yani benim yanımda olsan bile kontrol edemem. yüzünün bana dönük olmasından daha başka bir şey bu. gözlerinin çok daha içinde. onlar kıpır kıpır. onlar bana bakmazken. yapamam bunu.
sokaklar mesela. kendini sokaklara atıyorsun başın sıkışınca. haber vermiyorsun. yanımdan geçip gidiyorsun. ama kendini sokağa atmak en kolayı. sana yardım etmek istiyorum. böyle yaptığında yardım da edemiyorum. boş konuşmuş oluyorum. ama neden boş boş konuşmuş olan ben oluyorum? sen susuyorsun. yüzüne bakıyorum. hala susuyorsun. ama böyle olmaz. hayır. "bitti" diyeceksin. ağzından çıkaracaksın o sözü: bitti.
bu bir cümle. diğer bir cümle hemen ardısıra başlamalı ama iki cümle arasına bir şey giriyor. ikimizin arasına giren şey gibi. gözlerine bakıyorum, yoklar. ellerine bakıyorum, uzak.
bu işi ben kontrol edemem. gözlerini mesela. tutup çenenden gözlerime bakmanı sağlayamam. çünkü bazen yokum. hayır yani benim yanımda olsan bile kontrol edemem. yüzünün bana dönük olmasından daha başka bir şey bu. gözlerinin çok daha içinde. onlar kıpır kıpır. onlar bana bakmazken. yapamam bunu.
sokaklar mesela. kendini sokaklara atıyorsun başın sıkışınca. haber vermiyorsun. yanımdan geçip gidiyorsun. ama kendini sokağa atmak en kolayı. sana yardım etmek istiyorum. böyle yaptığında yardım da edemiyorum. boş konuşmuş oluyorum. ama neden boş boş konuşmuş olan ben oluyorum? sen susuyorsun. yüzüne bakıyorum. hala susuyorsun. ama böyle olmaz. hayır. "bitti" diyeceksin. ağzından çıkaracaksın o sözü: bitti.
Subscribe to:
Posts (Atom)